Her Parmak İzinin Eşsiz Olduğunu Nereden Biliyoruz?

Bu, bir inancın biraz matematik ve bolca gürültü yarımıyla nasıl açıklık kazandığına dair net bir örnektir. Parmak izlerinin eşsiz olduğu fikri yüzyıllar öncesine dayanır ve böyle karmaşık bir şeyin tüm detaylarıyla taklit edilemeyeceği dışında hiçbir mantığa dayanmaktadır. Parmak izlerinin adli metotlar için kullanılması ise 1892 yılında bilim insanı Sir Francis Galton‘ın yayınladığı bir yazıyla başlamıştır. … Devamını oku…

Her Kar Tanesinin Eşsiz Olduğu Doğru Mu?

Bir kar tanesinin şekli, su moleküllerinin bir atmosferik toz zerresinin etrafında toplanması ve bunu buza dönüştürmesinin bir sonucudur. Bu rastgele bir süre olduğundan ve değişen ısı ve buhar derecelerinde gerçekleştiğinden iki kar tanesinin birebir aynı olma olasılığı son derece düşüktür. Bunun yanında, kar taneleri uzun, ince iğnelerden düz tabakalara kadar kırk civarında şekle sahiptir. Çoğu, … Devamını oku…

Hayvanlar Olacak Bir Depremi Hissedebilirler Mi?

26 Aralık 2004 tarihinde yaşanan Hint Okyanusu tsunamisinden birkaç gün sonra, vahşi doğada olukça düşük seviyede ölüm oranı gerçekleştiği haberleri yayıldı. Sri Lanka’daki Yala Ulusal Park yetkililerinin açıklamalarına göre, altmış kişinin hayatını kaybettiği olayda, tek bir ölü hayvana rastlanmamıştı. En çarpıcı olan ise Hindistan’ın Cuddalore yakasından gelen haberlerdi. Burada binlerce insan ölmüştü ancak bufalolar, keçiler … Devamını oku…

Hava Tahmincileri Hissedilen Sıcaklığı Nasıl Tahmin Ediyorlar?

Rüzgarın serinletici etkisini ölçmeye yönelik ilk girişimler 1939 yılında, coğrafyacı ve bilim insanı Paul Siple‘ın doktora tezinde yer aldı. Charles Passel ile çalışarak insan bedeninde – ya da Antarktika rüzgarlarında asılı bırakılan plastik su bidonlarında – ısı kaybına yol açan ısı ve rüzgar hızının bir araya nasıl geldiğini bulmak üzere deneyler yaptı. Çalışmaları akademik yöndeydi … Devamını oku…

Haftada Neden Sadece Yedi Gün Vardır?

Dünyanın uydusu olan ay, dünyamızın çevresindeki turunu yaklaşık olarak yirmi sekiz günde tamamlamaktadır. Bu yirmi sekiz gün boyunca ayın görünümü günden güne değişir. Bu değişim dört farklı görünüm ile adlandırılmıştır. Bunlar, yeni ay, birinci dördün, dolunay ve ikinci dördün olarak bilinir. Yani ay dünya etrafında dolaşırken yirmi sekiz günde dört farklı şeklini tamamlamış olur. Buna … Devamını oku…

Evreni Açıkladığı Düşünülen Sicim Teorisi’ne Ne Oldu?

1980’lerin başında, bu tuhaf isimli fikir dünyanın önde gelen fizikçileri tarafından, uzun zamandır aranan ”Her Şeyin Teorisi” olarak pazarlandı. Bu fikrin, tüm atom altı partikülleri ve doğa kuvvetlerini tek bir teori altında toplayacağı düşünüldü. Bu heyecanın sebebi, teorinin doğasından kaynaklanıyordu. Buna göre atom altı partiküller noktalar değil, ince, sicim gibi varlıklardı. Bu sicimlerin, atom çekirdeğinden … Devamını oku…

Evrende Kara Delikler Gibi ”Beyaz Delikler” De Var Mı?

Adından da anlaşılabileceği gibi, beyaz delik kara deliğin tam tersidir. Kara delik uzayda, maddelerin içinde kaybolduğu bir bölgedir. Beyaz delik ise bir su kaynağı gibi maddelerin ortaya çıkmasına olanak verirdi. En azından matematiksel açıdan beyaz deliklerin var olduklarına şüphe yok. Başlangıç noktası nükleer yakıtı tükenen dev bir yıldızın patlaması olurdu.  Çökmeyi durduracak bir şey olmadığından, … Devamını oku…

Bir Yolculuğun Gidiş Kısmı, Neden Dönüş Kısmından Daha Uzun Gelir?

Bu, oldukça sık rastlanan bir algıdır ve benim tecrübelerime göre, en güçlü etki o yolculuğa ilk kez çıkıldığında gerçekleşir. Resmi bir araştırma olup olmadığını bilmiyorum ama karşılaştığım en makul açıklama şu; Gidiş yolculuğu sadece, kişi bilinmeyen bölgeye geldiğinde sona erer. Buna karşılık dönüş yolculuğu, kişi tanıdık yerler görmeye başladığında sona yaklaşır ve bu, kişi evden … Devamını oku…

Bir Mıknatıs Etkisini Yitirebilir Mi?

Oyuncak mıknatıslarda bazen, manyetik güçlerini kaybetme ihtimallerine karşılık düşürülmemeleri ya da ısıtılmamaları gerektiğine dair uyarılar vardır. Ancak dikkatli kullanılsalar bile, mıknatıslar en nihayetinde, çok yavaş bile olsa, güçlerini kaybederler. Bunun sebebi, mıknatısların özelliklerini, sayısız ”etki alanının” varlığına borçlu olmasıdır. Bu etki alanları birbirlerine 1 mm mesafededir ve her biri dönen elektronları aynı hizada bulunan atomlarla … Devamını oku…

Bir Kara Deliğe Düşsek Ne Olur?

Kara delikler çekim alanlarını yoğunlaştırarak ışığın bile onlardan kaçmasına olanak vermemeleriyle meşhurdurlar. Öyleyse, onlara yaklaşmanın artan bir ağırlık ya da ezilme hissi yaratabileceğini düşünebilirsiniz. Ancak gerçekler bundan çok daha farklı. Dev, kara bir deliğe çekilecek kadar talihsiz olanlar, örneğin galaksimizin ortasında gizlendiği düşünülen altı buçuk milyon kilometre genişliğindeki canavar gibi, hiçbir kuvvet hissetmezlerdi çünkü serbest … Devamını oku…